Zehirli İnsanları Tanımak

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Hepimiz zehirlerini üzerimize püskürten zehirli insanlar tanımışızdır. Zor insanlar, anlayışlı insanlardan hoşlanırlar ve hepimizin hayatında memnun etmek için saçımızı süpürge ettiğimiz en az bir kişi olmuştur – ama amacımıza hiç ulaşamamışızdır.

(Bu yazı Hey Sigmund için Karen Young tarafından kaleme alınmıştır. Bilgilendirme amacı taşır ve profesyonel bir rehberliğin muadili değildir.)

Verdikleri hasar kurnazlıklarında ve o klasik cevaba sebebiyet verme biçimlerinde yatar: ‘Sorun onlarda değil, bende.’ ‘Aşırı tepkilerinizi’, ‘aşırı hassasiyetinizi’, ‘yanlış yorumlama eğiliminizi’ sorgulamanıza sebep olurlar. Eğer sürekli olarak incinen, incinmemek için sürekli olarak tavırlarına çeki düzen veren sizseniz; büyük ihtimalle sorun sizde değil, gayet de onlardadır.

Zarar verici davranışlarını fark edebilmek, etkilerini azaltmanın ilk adımıdır. Yaptıklarını değiştiremeyebilirsiniz ama ne tepki vereceğinizi ve hayatınızdaki zehirli insanın yaptıklarının bedelini ödemeyeceğine dair fikrini değiştirebilirsiniz.

Zehirli insanlar, insanları ve olayları kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmek için bir sürü şey yaparlar. 12 tanesini burada paylaşıyoruz. Bunları bilmek etkileri altında kalmanızı engellemeye yardımcı olur:

1. Hangi versiyonlarıyla karşılaşacağınızı bilemezsiniz.
Bir gün son derece tatlı olurlar, ertesi gün onları üzecek ne yaptığınızı merak ediyor olursunuz. Genelde bu tavır değişikliğini açıklayacak belirgin bir şey yoktur – yalnızca bir şeylerin ters olduğunu hissedersiniz. Aksi, üzgün, soğuk ya da suratsız olabilirler; bir şey mi oldu diye sorduğunuzda cevap çok büyük ihtimalle ‘yok bir şey’ olacaktır – ama bir yandan da size bir şeyler olduğunu hissettirecek şekilde davranacaklardır. Bu ‘şekil’ bir iç geçirme, kalkan bir kaş, bir omuz silkme olabilir. Böyle yaptıklarında da kendinizi onlar adına bahaneler bulurken ya da onları mutlu etmek için elinizden geleni yaparken bulabilirsiniz. Neden işlerine yaradığını anladınız mı?

Onları mutlu etmek için uğraşmayı bırakın. Zehirli insanlar, düzgün insanların önemsedikleri kişileri mutlu etmek için her şeyi yapacağını uzun zaman önce keşfetmişlerdir. Eğer memnun etme girişimleriniz işe yaramıyor ya da kısa sürüyorsa belki durma zamanı gelmiştir. Uzaklaşın ve ruh halleri değiştiğinde geri gelin. Başkalarının duygularından siz sorumlu değilsiniz. Eğer farkında olmadan birini üzecek bir şey yaptıysanız sorun, üzerinde konuşun ve gerekirse de özür dileyin. Ne olursa olsun, tahmin etmek zorunda kalmamalısınız.

2. Manipüle ederler.
Eğer ilişkiye bir tek sizin katkı sağladığınızı hissediyorsanız, muhtemelen haklısınızdır. Zehirli insanların, onlara borçluymuşsunuz havası yaratmak gibi bir özellikleri vardır. Bir de sizden bir şeyler alıp ya da sizi incitecek bir şeyler yapıp, bunları sadece iyiliğiniz için yaptıklarını iddia etmek gibi bir özellikleri daha vardır. Bu durum özellikle güç dengesinin olmadığı işyerlerinde ve ilişkilerde sıkça görülür. ‘O altı aylık dosyalama işini senin için iyiliğin için bıraktım. Dosya dolaplarının nasıl işlediğini öğrenme fırsatı ve deneyimi için müteşekkir olursun diye düşünmüştüm.’ Ya da ‘Akşam yemeği organize ediyorum. Yemeği sen getirsene. On kişilik. Mutfaktaki becerilerini sergileme şansın olur böylece. Tamam mı?’

Kimseye hiçbir şey borçlu değilsiniz. Eğer size iyilik yapıyorlarmış gibi gelmiyorsa, yapmıyorlar demektir.

3. Duygularını sahiplenmezler.
Duygularını sahiplenmek yerine bu duygular size aitmiş gibi davranırlar. Duygularını ve düşüncelerini size yansıttıkları için bu davranışa yansıtma denir. Örneğin öfkeli bir insan bunun sorumluluğunu almayıp sizi kendisine karşı öfkeli olmakla suçlayabilir. Bunu ‘Benimle bir sorunun mu var?’ kadar üstü kapalı ya da ‘Bana neden kızgınsın?’ ve ‘Bütün gün suratın asıktı.’ gibi daha doğrudan bir biçimde yapabilirler.

Kendinizi açıklama ya da savunma yaparken bulabilirsiniz; çoğu zaman da döngüye girersiniz – çünkü aslında sorun sizde değildir. Neyin size ait, neyin ona ait olduğu konusunda son derece net olun. Eğer kendinizi sık sık suçlamalara ya da yersiz sorulara karşı savunma yaparken buluyorsanız size de yansıtma yapılıyor olabilir. Kendinizi açıklamak, aklamak, savunmak ya da asılsız bir suçlamayla uğraşmak zorunda değilsiniz. Bunu unutmayın.

4. Sizi, kendinizi ispat etmek zorunda bırakırlar.
Düzenli olarak sizi onlarla başka bir şeyler arasında seçim yapmak zorunda bırakırlar – siz de hep seferinde onları seçmek zorunda hissedersiniz. Zehirli insanlar siz bağlanana kadar bekler; sonra da bütün dramlarını ortaya dökerler. ‘Eğer beni düşünüyor olsaydın antrenmana gitmez, benimle vakit geçirirdin.’ Sorun, asla tatmin olmayacak olmalarıdır. Hayatta ölümcül önemi olan birkaç şey vardır – ölüm kalım meselesi değilse, bekleyebilir.

5. Asla özür dilemezler.
Özür dileyeceklerine yalan söylerler; o yüzden tartışmanın bir anlamı yoktur. Olayları çarpıtırlar, farklı bir şekilde anlatırlar ve öylesine ikna edicilerdir ki, kendi saçmalıklarına kendileri bile inanırlar.

İnsanlar her hataları için özür dilemek zorunda değildir. Sizin de yolunuza devam etmek için özür dilemenize gerek yok. Onlarsız devam edin yeter. Doğrularınızdan vazgeçmeyin ama tartışmayı da sürdürmeyin. Bir anlamı yok. Bazı insanlar mutlu olmaktansa haklı olmayı tercih ederler ve sizin de zeytinyağı gibi üste çıkmak isteyenlere malzeme vermekten başka yapacak daha iyi işleriniz var.

6. Kriz anlarında yanınızda olurlar ama neşenizi asla ve asla paylaşmazlar.
Güzel haberlerinizin o kadar güzel olmadığına dair bir takım sebepler öne sürerler. Klasikleri şöyledir: Bir terfi söz konusuysa – ‘Yapacağın işin karşılığında verecekleri para az bile.’ Deniz kenarında bir tatil söz konusuysa – ‘Yani, çok sıcak olacak. Gitmek istediğine emin misin?!’. Kainat Güzeli seçilmeniz söz konusuysa – ‘Yani sonuçta kainat o kadar da büyük değil; hem eminim çay molası da vermiyorlardır.’ Anladınız mı? Sizin tadınızı kaçırmalarına ya da sizi kendi seviyelerine çekmelerine izin vermeyin. Onların –hatta hiç kimsenin- onayına ihtiyacınız yok.

7. Konuşmanın sonunu getirmezler – ve sonra da çevrimdışı olurlar.
Telefonlarını açmazlar. Mesajlara ya da e-postalara cevap vermezler. Sesli mesaj seferleri arasında kendinizi o konuşmayı ya da tartışmayı kafanızda tekrar tekrar döndürürken, ilişkinin durumu hakkında tahminlerde bulunurken, onları üzecek ne yaptığınızı düşünürken ya da ‘ölüp kaldı mı, yoksa sadece beni mi görmezden geliyor’ – ki ikisi arasında pek de fark yokmuş gibi gelebilir – diye düşünürken bulabilirsiniz. Sizi önemseyen insanlar çözmeyi denemeden, sizi kendinizi kötü hissedeceğiniz bir durumda bırakmazlar. Elbet bu çözeceğiniz anlamına gelmez ama en azından denerler. Eğer sizi uzun süreler boyunca ‘ortada’ bırakıyorlarsa, bunu ilişkiye yaptıkları yatırımın bir işareti olarak alın.

8. Zehirsiz sözcükleri zehirli bir ses tonuyla kullanırlar.
Verdikleri mesaj masumane olabilir ama tonu çok daha fazlasını aktarır. ‘Bugün ne yaptın?’ gibi bir cümle söylenme biçimine göre farklı anlamlara gelebilir. ‘Eminim her zamanki gibi, hiçbir şey yapmamışsındır’dan tutun da; ‘Gününün benimkinden iyi geçtiğine eminim. Benimki çok korkunçtu. Korkunç!’a kadar çeşitli anlamlar içerebilir. Tonunu sorguladığınızda da size ‘Bugün ne yaptın diye sordum sadece’ diyeceklerdir ve bu doğru gibi gözükse de aslında öyle değildir.

9. Konuşmaya gereksiz detaylar sokarlar.
Sizin için önemli bir şeyi çözmeye çalışırken zehirli insanlar beş tartışma öncesinden kalma ilgisiz detayları konuya dahil ederler. Sorun şudur: ne olduğunu anlamadan altı ay önce yaptığınız bir şeyle ilgili tartışmaya başlar, şu anda geçerli olan konuyla uğraşmak yerine hala kendinizi savunuyor olursunuz. Konu her zaman bir şekilde sizin onlara ne yaptığınıza geliyor gibidir.

10. Neden bahsettiğinize değil, nasıl bahsettiğinize takılırlar.
Bir meseleyi çözmeye ya da açıklığa kavuşturmaya çalışıyor olabilirsiniz ve ne olduğunu anlamadan bu konuşma/tartışma sizin için önem teşkil eden konudan sapıp, – tavırlarınızda bir sorun olsa da, olmasa da- bu konuya nasıl değindiğinize gelir. Kendinizi konuşma tarzınızı, jestlerinizi, kelime seçiminizi veya nefes alırken karnınızın nasıl hareket ettiğini –anlamlı bir şey olması şart değildir – savunurken bulursunuz. Bu esnada esas ihtiyacınız olan konu, gün be gün büyümekte olan bitmemiş konuşmalar yığınındaki yerini almıştır bile.

11. Abartırlar.
‘Sen hep… Sen Hiç…’ Bu tür bir manipülasyona karşı kendinizi korumanız zordur. Zehirli insanların bütün eksikliklerinizin kanıtı olarak bir defa yaptığınız ya da yapmadığınız bir şeyi ileri sürmek gibi bir huyları vardır. Bu tartışmaya girmeyin. Kazanamazsınız. Zaten kazanmanız da gerekmez.

12. Önyargılıdırlar.
Hepimiz arada bir hata yaparız ama zehirli insanlar bunu bilmemiz için ellerinden geleni yaparlar. Sizi yargılayıp, yaptığınız hatayı yüzünüze vurarak özgüveninize saldırırlar. Hepimizin arada bir hata yapmaya hakkı vardır ama insanlara zarar veren bir şey yapmadığımız sürece kimsenin bizi yargılamaya hakkı yoktur.

Zehirli insanların en sevdikleri huyları bilmek radarınızı açar, manipülasyonları görmenizi ve adlandırmanızı kolaylaştırır. Daha da önemlisi, eğer zehirli bir insanın karakteristik işaretlerini bilirseniz, onları memnun etmek için dokuz doğurmaya başlamadan önce olan biteni fark etme şansınız artar.

Bazı insanlar memnun edilemez ve bazı insanlar da size iyi gelmez – çoğunda da olayın sizinle hiçbir ilgisi yoktur. Gereksiz arızalara her zaman hayır diyebilirsiniz. Kendinize güvenin ve hatalarınıza, kusurlarınıza ve sizi öne çıkaran şeylere sahip çıkın. Kimsenin onayına ihtiyacınız yok ama şunu da unutmayın ki, biri manipüle etmek için çok uğraşıyorsa muhtemelen sizin onayınıza ihtiyaç duyduğu için yapıyordur bunu. Her zaman istediklerini vermeniz gerekmez ama verirseniz de astarının yüzünden pahalıya çıkmayacağından emin olun.

Kaynak: Hey Sigmund

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir