Zehirli İlişkiyi Noktalamak

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Ailelerin ve ilişkilerin amacı (bazen inanılmaz zorlayıcı olsalar da) yıkmak değildir. Bütün ilişkilerin kusurları vardır ve hiçbiri de sürekli olarak parıltı, neşe ve güzellikle dolu değildir. Her normal ilişkide arada bir kavgalar yaşanır. Bazı şeyler söylenir, yapılır, affedilir ve arada bir de stratejik anlarda yeniden gündeme gelebilir. Fakat çoğunlukla, o ilişkinin içinde olmak insanı besler ve canlandırır. En azından, canını yakmaz.

(Bu yazı Hey Sigmund için Karen Young tarafından kaleme alınmıştır. Bilgilendirme amacı taşır ve profesyonel bir rehberliğin muadili değildir.)

Peki zehirli insanlar neden zehirli şeyler yaparlar?
Zehirli insanlar kontrolden beslenir. Herkesi güvende tutmaya, mutlu etmeye çalışan sevgi dolu, sağlıklı kontrolden –emniyet kemerini tak, nazik ol, güneş kremi sür – bahsetmiyoruz; insanları küçülten ve eksilten kontrolden bahsediyoruz.

Yaptıkları her hareket insanları küçültmek ve yönetebilmek içindir. Bunu eleştiri, yargı, baskılama – bir insanı zapt etmek için ne gerekiyorsa – yoluyla yapabilirler. Zehirli bir insan, siz ‘yerinizden’ kıpırdamaya çalıştıkça sizi geri getirmek, ait olduğunuzu düşündüğü o minik kutuya sokabilmek için zehirli davranışlarını kullanacaktır.

Zehirli insanlar bu davranışları muhtemelen kendi çocukluk dönemlerinde, ya başka insanların zehirli davranışlarına maruz kalarak, ya da empati özelliğini öğrenmeden gereğinden fazla övgü aldıkları için öğrenmişlerdir. Zehirli ilişkilerde saygı, nezaket ve şefkat gibi diğer bazı özellikler de eksik olacaktır ama zehirli bir insanın davranışlarının temelinde, diğer insanlar üzerindeki etkilerini düşünmemek yatar. Kendi ihtiyaçlarının ve isteklerinin ötesini görememek gibi kritik bir arızaya sahiptirler.

Zehirli insanların güzel, cömert kalpleri olan açık, nazik insanları seçmek gibi bir özellikleri vardır çünkü bu insanlar ilişkileri için savaşmaya daha meyillidir ve terk etme ihtimalleri daha düşüktür.

En güçlü insanlar bile kendilerini zehirli bir ilişkinin içinde bulabilirler ama ne kadar sürdürürlerse, daha küçük, özgüvensiz, yaralı bir insana dönüşme ihtimalleri o kadar artar.

Zehirli ilişkilerin içinde kalan zehirli olmayan insanlar ilişkiyi iyileştirmeye çalışmaktan asla vazgeçmezler ve zehirli insanlar da bunu çok iyi bilir. Hatta buna güvenirler. Zehirli olmayan insanlar ilişkiyi sürdürmek için çaba harcayacak ve bu esnada zehirli insan da tam istediği şeyi – kontrolü- ele geçirecektir.

Zehirli aileler – Özel bir tür zehir
Aileler hayatımızın tanıklarıdır – en iyi ve en kötü zamanlarımıza, felaketlerimize, zaaflarımıza ve kusurlarımıza tanıklık ederler. Bütün aileler düzgün, başarılı insanlar olma yolunda öğrenmemiz gereken dersler barındırır. Bu dersler erken yaşta başlar ve asla bitmezler ama bir ailenin öğrettiği her şey de öyle günlük güneşlik değildir. Bazen bizi temelden sarsan, son derece acılı dersler verebilirler.

Bazı aileler nasıl seveceğimizi, dünyaya nasıl güven içinde açılacağımızı öğretmek yerine kapanmayı, küçük kalmayı ve ihtiyaçları bastırmayı öğretirler – ama güçsüzleştiren her bir dersin içinde bir tane de güçlendiren, büyüten ders vardır. Zehirli ailelerde bu dersler sevdiklerimizden ayrılmak, güçle ve sevgiyle vazgeçmek, suçluluk duygusundan ve her şeyin farklı olabileceğine dair fantezilerden kurtulmak üzerinedir. Asıl sorun şudur – o ders alınana kadar zehirli ilişkinin acısı asla dinmez.

Sevgi ve sadakat her zaman bir arada olmayabilir. Sevginin bizi yaralayan insanlara bağlamak gibi acımasız bir özelliği vardır. Ailedeki sorun ise şudur: sürünün bir parçası olarak büyürken dünyanın da aynen onların yöntemleriyle işlediğini sanırız. Onlara güvenir, onları dinler ve söylediklerini özümseriz.

Ailemizin bize verdiği mesajlar inanılmaz derecede yıkıcı olsa dahi, tatlı bir masumiyetle dinlediğimiz, her bir detayını alıp bizi şekillendirmesine izin verdiğimiz zamanlar olmuştur.

Bir zamanlar hayatta kalmamız, söyledikleri ve yaptıkları her şeye inanmamıza, daha iyisini hak ettiğimize dair sorgulamalarımızı ve isyanlarımızı bastırmamıza bağlıydı. Küçükken inandığımız şeyler çok güçlüdür. İçimize işlerler ve kalıcıdırlar; ta ki bir gün bu mesajların ne kadar yanlış ve gaddarca olduğunu fark edene dek.

Bir noktada çevre değişir – büyürüz – ama inançlarımız aynı hızda değişmez. Hayatta kalmak için ailemize ihtiyaç duymamaya başlarız ama onlarla olmak bizi incitse bile bağlı ve sadık kalmamız gerektiğine dair inancımıza tutunmaya devam ederiz.

Bir aile ferdini sevme ve ona sadık kalma zorunluluğu muazzam bir zorunluluk olabilir ama sevgiyle sadakat ayrı şeylerdir ve her zaman bir arada olmayabilirler.

Sadakat karmaşık ve şaşırtmacalı bir kavram olabilir ve genelde de insanların zehirli ilişkileri sürdürmesinin sebebidir. Bilmeniz gereken şey şu: Sadakat küçülmeyi beraberinde getirdiğinde adı sadakat değil, boyun eğmedir.

Yetişkin olduğumuzda artık ailemize hesap vermek zorunda değilizdir; kendi zihinlerimizin kontrolü bizdedir.

Zehirli ilişkiler neden bu kadar yıkıcıdır?
Bütün sağlıklı ilişkilerde sevgi döngüseldir – verdiğinizde geri gelir. Geri gelen şey sevgi kılığına girmiş derme çatma, hasis bir niyet olduğunda sizi küçültür, tüketir ve kimse kesinlikle ama kesinlikle böyle bir konuma düşmemelidir.

Sağlıklı insanlar, alışmak için biraz değişmek zorunda kalsalar dahi sevdikleri insanın desteğini ve gelişimini içtenlikle karşılarlar. İster iki kişilik bir ilişki, ister çok daha kalabalık bir aile olsun; sistemdeki insanlardan birinin değişmesi zorlayıcı olabilir. En sağlam, en sevgi dolu ilişkiler bile birinin gelişimine veya mutluluğuna karşı kıskançlık, yetersizlik ve güvensizlik gibi hislerden etkilenebilir. Hepimiz insan olmanın getirisi olan o son derece normal ve karışık duygulara açığızdır.

Tek fark, sağlıklı ailelerin ve ilişkilerin bu zorlukları aşabilmesidir. Sağlıksız olanlar suçlayacak, manipüle edecek, yalan söyleyecektir – işleri eskiden olduğu haline getirmek, yani zehirli olanın kontrolüne sokmak için ne gerekiyorsa yapacaklardır.

Zehirli ilişkiler neden asla değişmez?
Ne kadar güçlü ve bağımsız düşünen kişiler olsalar da mantıklı insanlar eğer doğru düğmelere basarlarsa, az daha gayret ederlerse, idare ederlerse, uğraşırlarsa, ilişkinin düzeleceğini sanmak gibi bir fikre kolaylıkla kapılabilirler. Fakat acı gerçek şudur ki, bir şey değişecek olsaydı, şimdiye çoktan değiştirdi.

Zehirli insanlar da değişebilir ama bu çok düşük bir olasılıktır. Kesin olan bir şey varsa, o da başkalarının onları değiştiremeyeceğidir. Etrafları bir sürü kırgın insan, kırık kalp ve kırık dökük ilişkiyle sarılı olacaktır – ama katliamlar her zaman başkalarının suçu olarak anlatılacaktır. Pişmanlık, vicdan azabı veya anlayış yoktur. Hatta kırık dökük ilişkiler muhtemelen zehirli davranışlarını daha da arttıracaktır.

Zehirli insanları bırakmak neden bu kadar zordur?
Zehirli bir insanı terk etmeye kalktığınızda ilk başta işler sarpa saracaktır – ama sonu hep iyi olur. Hep.

Birinin ilişkideki tanıdık, eski davranışları sorgulamaya başlaması ya da eski, bilindik kalıplardan çıkmaya çalışması kadar güvensizlik hissi ya da kontrol etme ihtiyacı yaratan pek az şey vardır. Tipik davranışları arasında manipülasyon, yalan, eleştiri ve diğer zehirli davranışlar olan bir insan, bir şeylerin değiştiğini hissettiğinde o tipik zehirli davranışlarını kullanarak ilişkiyi (ya da insanı) kabul edilebilir bir noktaya geri getirmeye çalışacaktır.

İşler yolunda gitmemeye başladığında insanlar eskiden işe yarayan davranış her ne idiyse, sorunun kaynağı o davranışın ta kendisi olsa dahi, onu daha çok yapmaya başlarlar. Bunu hepimiz yaparız. Eğer doğası gereği açık ve verici bir insansanız ilişkide bir şeyler ters gitmeye başladığında işleri yoluna koymak için muhtemelen daha çok vermeye, daha fazla desteklemeye, daha sevgi dolu olmaya başlarsınız.

Zehirli bir ilişkiden kurtulmak çıplak elle dikenli telleri koparmaya benzer. Devam ettikçe canınız daha çok yanar; o yüzden bir süre koparmayı bırakırsınız ama sonra canınızı acıtan şeyin koparma eylemi değil, dikenli telin –ilişkinin- kendisi olduğunu fark edersiniz – koparsanız da, koparmasanız da, batmaya devam edecektir.

Şöyle düşünün. Bütün ilişkilerin ve ailelerin bir yer kapladığını hayal edin. Sağlıklı olanlarda bu yerin şekli akışkan ve değişime açık olacak, insanların büyümesi için alan sağlayacaktır. İnsanlar birbirlerinin serpilmesine ve hareket etmesine olanak sağlamak için yer değiştirecektir.

Zehirli bir ailede ya da ilişkide ise bu yer katı ve sarsılmazdır. Esneme ve eğilme payı yoktur, büyümek için alan sağlamaz. Herkesin net bir şekilde belirlenmiş bir alanı vardır ve bazılarının alanı küçük ve sıkışıktır. Birisi kendi yerinden dışarı çıkmaya başladığında bütün aile fertleri kendi bireysel alanlarının değiştiğini hisseder. Yer oynamaya, her şey kırılgan, zayıf veya ürkütücü gelmeye başlar. Bu normaldir ama zehirli insanlar bu alanı eski haline getirmek için ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Genelde de bu, değişenleri ezip büzerek tekrar eski yerine sokmaya çalışmak şeklinde olur.

Zehirli bir ilişkiye kapılan insanlar bazen sevgi veya bütünüyle yersiz bir sadakat anlayışı sebebiyle gelişimlerinden, değişimlerinden feragat ederek zehirli insanın onları yönlendirdiği o katı, minik alana geri girerler. Yanında bu kadar kötü hissettiğiniz insanla (insanlarla) aynı karmaşanın içinde olmanın verdiği o ruh emici keder hissi geri geleceği için bu duruma düştüğünüzü net bir şekilde anlayabilirsiniz.

‘Beni sevdiği için böyle yapıyor. Öyle dedi.’
Zehirli insanlar bazen sizi sevdikleri için böyle yaptıklarına, ‘çok da bir şey’ yapmadıklarına veya çok hassas, çok ciddi, çok ‘işlerine ne gelirse o’ (çok zayıf, aptal, işe yaramaz, muhtaç, güvensiz, kıskanç) olduğunuz için böyle olduğuna dair bir takım savunmaların arkasına saklanacaklardır. Bu kelime her ne ise daha önce defalarca duyduğunuz bir kelime olacaktır.

Bilmeniz gereken tek gerçek şu: Eğer kırılıyorsanız, kırıcıdır. Nokta.

Sevgi asla insanın kişisel gelişiminin önüne geçmez. İnsanı küçültmez ve kirletmez. Eğer biri sizi seviyorsa, sevgiyi hissedersiniz. Destekleyici, besleyici ve canlandırıcıdır. Eğer bunları hissettirmiyorsa sevgi değildir. Sizi başka birinin kafasındaki imaja sokmak ve orada tutmak için tasarlanmış, bencilce bir zırvalıktır.

Kusursuz ilişki diye bir şey yoktur ama sağlıklı bir ilişki hoşgörülü, sevgi dolu, kabullenici ve duyarlıdır.

Tek önemli gerçek
Eğer gelişim hissi veren veya sizi besleyen bir şeyse peşinden gidin. Bu, önemsediğiniz insanlardan –ebeveyn, kardeş, arkadaş- uzaklaşmak anlamına da gelebilir ama sevgi çerçevesinde yapılabilir ve sizi istediğiniz – sizi kırmayan – koşullarda kabul edebildiklerinde dönebilmeleri için açık kapı bırakılabilir.

Sınırlarınızı zarafet ve sevgiyle çizin; o sınırın hangi tarafında kalacaklarını da bırakın zehirli insanlar seçsin. Sınırlar kinle, manipülasyonla belirlenmez ve illa ilişkiyi bitirmeleri de gerekmez. Güçle ve cesaretle çizilen; size göre kapının nerede olduğunu insanlara net bir şekilde gösteren şeylerdir. İlişki biterse sizin sevgisizliğinizden ya da sadakatsizliğinizden değil; zehirli insanın size hak ettiğiniz şekilde davranmamayı seçmesinden dolayı biter. Bu onların seçimidir.

İnsanların size hangi koşullarda yaklaşabileceğini belirlemek size kalmıştır ama bu koşullara saygı gösterecek kadar yaklaşmayı seçmek ya da seçmemek de onlara kalmıştır. İhtiyaçlarınızı hor görmeyi seçmeleri, sizinle birlikte olmamayı seçmeleri demektir. Onları hayatınızdan dışladığınız anlamına gelmez.

Zehirli insanların da kendi koşulları vardır ve pek açık olmasalar da, genelde aşağılanmayı, yargılanmayı, eleştirilmeyi, bastırılmayı, yalanı ve manipülasyonu –yani yapacakları her şeyi- hoş göreceğinize dair bir beklenti de bu koşullardan biridir. Hiçbir ilişki buna değmez ve sizi küçülten herhangi bir şeye ‘hayır’ demekte hiçbir sakınca yoktur.

Dünya ve sizi gerçekten seven insanlar mümkün olduğunca zinde olmanızı isterler. Bazen sağlığı ve zindeliği seçmek demek, ruhunuzu incitecek ve kötü besleyecek şeylerden cesurca uzaklaşmak demektir.

Küçükken hayatta kalmak için hayatınızdaki yetişkinlere bağımlı ve savunmasızdınız; insanları ne şartlarda yanınıza yaklaştıracağınız konusunda söz sahibi değildiniz. Ama artık hayat öyle değil. Söz sahibi olan sizsiniz. İlişkilerinizin koşullarını ve yakınlaşacağınız insanları siz seçebiliyorsunuz.

Sırf ailedenler diye zehirli insanları seçme zorunluluğunuz kesinlikle yok. Zehirlilerse, basitçe sizi seçmemişler demektir. Seçtikleri versiyonunuz, onlarsız halinizden daha eksik bir versiyondur.

Gelişim
Zehirli bir ilişkiyi bırakıp gitmek kolay değildir ama her zaman güçlülük ve cesaret göstergesidir. Her zaman doğrudur. Her zaman ve her zaman da yaptığınıza değer. O zehir dolu karmaşanın içinde gizli olan öğrenme ve gelişme kısmı da burada yatar.

Bırakıp gitmek muhtemelen yanınızda olduğunu sandığınız aile ya da kişi açısından suçluluk duygusu, öfke ve kederi beraberinde getirecektir. Kalmanız için mücadele edebilirler. Muhtemelen her zamankinden çok daha acımasız, daha manipülatif, daha zehirli olacaklardır. Her defasında işe yaradığını gördükleri için her zaman yaptıklarını yapacaklardır. İlerlemeye devam edin ve bırakın söyledikleri, yaptıkları her kırıcı, bencilce şey adımlarınızı hızlandırsın.

Zehirli davranışlar yokmuş gibi davranamaz, yiyip içerek, sigara tüttürerek, depresyona girerek ya da kumar oynayarak görmezden gelemezsiniz. Küçülerek, çömelerek, eğilerek ya da bükülerek etkisinden kaçamazsınız. Ama bırakıp gidebilirsiniz – öyle uzağa gidersiniz ki, en zehir dolu, güdümlü füze bile sizi bulamaz.

Günün birinde gelişip iyileşerek size yetişebilirler – yakalayamazlar, yetişebilirler – ama o zamana kadar kendi sağlığınızı ve mutluluğunuzu onların sizi kontrol etme ihtiyacının üzerinde tutun.

İnsanları sevebilir, onlardan vazgeçebilir, sizin şartlarınıza göre davranacakları, sevgi, saygı ve nezaket gösterecekleri zaman gelene dek kapıyı aralık bırakabilirsiniz. Bu en zorlu derslerden biridir ama aynı zamanda da en canlandırıcı ve cesurca derslerden biridir.

Bazen madalyonun iki yüzü olmaz. Sadece bir yüzü olur. Zehirli insanlar sizi tek doğru tarafın kendi tarafları olduğuna inandırır. Öyle değildir. Asla da olmamıştır. Son derece hastalıklı, hasis sevgi anlayışlarına kanmayın. Nefesinizi tüketen, sizi boğan şey odur ve bırakırsanız sizi yavaş yavaş öldürecektir; bırakmak demek de o etrafınızı sararak size nişan alırken, sizi vururken kıpırdamadan durmak demektir.

Kalmak isterseniz bu da son derece normaldir ama zehirli davranışlarını – sizi çaresizce küçültme ve kontrol etme girişimlerini – fark edin. Sizi küçültecek her şeyden daha yüce, daha güçlü, daha cesur olun. Özgün ve gerçek olun; bunun için neye ihtiyacınız varsa kendinize onu verin. O kişi olun. Diğerlerinin dar kafaları ve küçücük kalpleri sizi durduramadığında kim olacaksanız, o olun.

Kaynak: Hey Sigmund

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir