Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Stephen King ile Çocukluk ve Korkular Üzerine

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

“Çocukken farklı bir şekilde düşünüyoruz. Düz çizgiler yerine köşeli düşünme eğiliminde oluruz.”

Röportaj: Thomas Smith

(Bu röportaj 22 Ekim 1989 tarihinde kaydedilmiş, ilk olarak da Public Radio Book Show programında yayınlanmıştır. WAMC Kuzeydoğu Halk Radyosu ve New York Eyaleti Yazarlar Enstitüsü’nün izni ile yayınlanmıştır.)

Bir gün yürüyüşe çıkmıştım ve oturduğum sokağın köşesinde yaklaşık beş yaşlarında küçük bir kıza rastladım. Yolun kenarında toprağa oturmuş, kendiyle ya da görünmez arkadaşlarıyla konuşuyor; bir yandan da elindeki sopayla toprağa şekiller çiziyordu. O sırada, bunu ben yapsam biri gelir ve ‘koca adam yere oturmuş, var olmayan insanlarla konuşarak yere bir şeyler çiziyor’ derdi, diye düşündüm. Benim de geçimimi sağlamak için yaptığım iş, insanların bana yapayım diye para verdiği iş buna çok benziyor.

Çocuklukla ilgili keşfettiğim ve ilgimi çeken iki şeyden biri; kendi kurallarıyla var olan ve kendi kültürü içinde yaşayan gizli bir dünya olduğu. İkincisi ise çocuk olmanın ne demek olduğunu, hayatın oldukça egzotik ve tuhaf olduğunu unutuyor olmamız. Bunlar çok ilgimi çekiyor.

Çocukken gelişmiş bir kötülük anlayışınız var mıydı; ya da kötülüğün doğasına takıntılı mıydınız?

Her zaman sorular cevaplardan daha çok ilgimi çeker. İnsanlar neden bana çocukluğumu soruyor? Benim işim bu, evet ama özellikle sıra dışı bir çocukluk geçirdiğimi hatırlamıyorum. Bence bu sorunun odak noktası şu: Çocukken başına çok korkunç bir şey gelmiş olmalı, Steve; yoksa o yazdığın feci şeyleri yazmazdın.

Ama bence bu soru neden bu kadar az şey hatırladığımıza dair temel bir yanlış kanıdan kaynaklanıyor. Bence bir çok insan korkunç anılarımızı bloke ettiğimizi varsayıyor. Bence aslında şöyle oluyor: çocukken farklı bir şekilde düşünüyoruz. Düz çizgiler yerine köşeli düşünme eğilimindeyiz. Bazen bir çocuk için iki nokta arasındaki en kestirme yol düz bir çizgi değildir; böyle düşünür, böyle hayal ederiz. Bence çocukken bu tür bir rüya halinde yaşıyoruz ve sonra da aynı şekilde unutuyoruz. Ben de bu tür bir rüya halini yükselmiş bir ruh haliyle denkleştiriyorum. Çocuklukla tuhaf güçlerin, paranormal güçlerin vs arasında kolay bir çapraz bağlantı kuruyorum; bu da bir kurgu aracı olarak işime yarıyor.

Korkunun kaynağıyla ilgili düşüncelerinizi anlatabilir misiniz?

Bence kurmaca korku veya dehşet konulu kurmaca olarak gördüğümüz şeylerin çoğu bir gelecekçi anlayıştan doğuyor. Yaşlandıkça öleceğimizi fark etmeye başlıyoruz ve birçoğumuz da hoş olmayan şekillerde öleceğiz. Bir çoğumuz için ölüm orada, bizi bekliyor. Bunu entelektüel bir seviyede kavrıyoruz. Ama duygusal ya da ruhani bir düzeyde bu gerçeği hiçbir zaman kabullenemediğimizi düşünüyorum. Zihinsel olarak kavrıyoruz, duygusal olarak pek kavrayamıyoruz.

Doğaüstü hikayelerle uğraştığımız zaman, doğaüstü öğe ne olursa olsun, zihnimiz bir anlamda çatallanır ve o hikaye bizimle iki farklı düzeyde konuşmaya başlar. Entelektüel seviyede uydurmaca olduğu, bir hayal ürünü olduğu, bu tür şeylerin var olmadığı gerçeğini kavrarsınız. Ama biz istesek de, istemesek de bilinçaltı bu hikayeyi sembolik bir şekilde kavrar.

Hikayelerde gerçek edebi sembolizm kullanmaya pek düşkün değilim ama başka şeylerin yerini tutan sembollerle haşır neşir olduğumuzun farkındayım. Freudiyen dalaverelerin ciddiye aldığım tek kısmı da bu: rüyanızda araba kullanıyorsanız ve araba kontrolden çıkmışsa aslında gerçek hayatınızda olan bir şeyle ilgili bir rüya görüyorsunuz ama duyargalar bu olayı beynin ön lobu tarafından kabul görsün diye değiştiriyor. Bence doğaüstü hikayelerin bir çoğunda son derece gerçekçi bir seviyede var olan korkularla haşır neşir oluyoruz. Bu iki seviye arasında, yukarıda uydurmaca devam ederken, aşağıda bilinçaltı size yalnızca birkaç şeyi değiştirirseniz bunların gerçekten de olabileceğini fısıldıyor.

Evet.

Hikaye işte orada başarılı oluyor. Biz Grand Guigniol’le (Büyük Kukla Tiyatrosu) karşı karşıyayken bizi asıl korkutan şeyler o sahne ışıklarının hemen arkasında gerçekleşen, tam olarak göremediğimiz şeyler oluyor.

Kaynak: Blank on Blank

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir