Çocuğunuzun Zorba Olmadığından Emin Olun

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Olabilecekleri en iyi yetişkin olma yolunda ilerlerken bütün çocuklar bir sürü hata yapar. Biz yetişkinler de sağlıklı ve üretken olursak, biz de bir sürü hata yaparız. Bu şekilde öğreniyoruz ve büyüyoruz. Hatalar bizi pişmanlıktan ve durağanlıktan uzak, güzel, dolu bir hayat yaşamamız için gereken bilgelik, sezgi ve güçle donatır.

(Bu yazı Hey Sigmund için Karen Young tarafından kaleme alınmıştır. Bilgilendirme amacı taşır ve profesyonel bir rehberliğin muadili değildir.)

Çocuğunuzun zorbalık yaptığını öğrenmek bir sürü duyguyu – utanç, kendinden şüphe etme, kafa karışıklığı, korku – tetikleyebilir. İçinizden ebeveynlik nişanını ateşe atıp yakmak gelebilir – ‘Sorun onlarda değil, bende. Ben kötü bir anne/babayım, nerede hata yaptım, neden böyle oluyor ve neyi gözden kaçırdım?’

Bir şeyi kaçırmış da olabilirsiniz, kaçırmamış da. Ancak emin olabileceğiniz tek bir şey var ki, o da çocuklarımızla ilgili konularda arada bir gözden bir şeyleri kaçırdığımız – her şeyi çözmüş gibi görünen ebeveynlerde dahi olabilir (ayrıca her şeyi çözmüş filan değiller – hiçbirimiz değiliz.) Ebeveynler olarak arada bir bazı şeylerin üzerini örtmek, bir şeyleri kaçırmak veya yanlış anlamak bizim de hakkımız. Bu bizim iş tanımımızda yer alan bir şey; dolayısıyla da kusursuz olamamak gerçekten bir gereklilik.

Bunu açıklığa kavuşturduğumuza göre, şunu bilmeniz gerekiyor ki, zorbalığa maruz kalan çocuk sizin çocuğunuz olduğunda her ne kadar tersini düşünseniz de, o zorbalığı yapan çocuklar aslında kötü çocuklar değiller ve illa da kötü anne babalara sahipler diye bir şey yok.

Zorbalık yapan çocuklar, hayatlarında bir noktada başlarına gelmiş ya da etraflarında olmuş kötü şeyler yüzünden o kötü davranışları öğreniyorlar ama bu tavırların değişmesi mümkün.

Eğer hayatı diğer çocuklara zindan eden sizin çocuğunuzsa da en önemli şey bunu yakalayıp tepki vermektir. Suçlu hissetmek, üzülmek ya da savunmacı yaklaşmak işe yaramaz çünkü yapılması gereken önemli işler vardır. Bütün çocuklar bir gün perişan olmalarına sebep olacak bir şey yapıyorlarsa, bunu bilmeyi hak ederler – zorbalık da kesinlikle böyle bir şeydir. Bunu da kendilerini seven insanlardan duymaları gerekir. Dünyanın kalanı bu tür mesajları epey korkunç bir şekilde verme eğilimdedir.

Sorununu çözüp inanılmaz insanlara dönüşen zorba çocuklarla çözemeyenler arasındaki fark, ailelerinin tepkisinde yatar.

Her şeyi değiştiren bu tepkilerdir dersek kesinlikle abartmış olmayız. Davranışları görmezden gelen ebeveynler çocuklarını etkin bir şekilde asosyallik çukuruna doğru sürerler. Onları yalnızlığa, mutsuzluğa ve insanlar tarafından sevilmemenin dayanılmaz acısına – çünkü sevilmeyeceklerdir – mahkum ederler.

Ayrıca şöyle bir bit yeniği de var: Nihayetinde nezaketi çocukları için öncelik haline getirmeyen ebeveynler bir gün çocuklarının kendilerine neden bu kadar kötü davrandığını sorgulamak zorunda kalacaktır. Diğer yandan, asosyal davranışların (ki kabul edelim, her çocuk bir gün bunu yaşayacaktır) farkına varan ve çocukların ders çıkaracağı tepkiler veren ebeveynler, dünyanın minnettar kalacağı müthiş küçük insancıklar yetiştirme yolunda ilerliyor olacaktır.

Ebeveynler çocuklarında görmek istedikleri en önemli özelliklerden biri olarak nezaketi saysa da; Harvard Üniversitesi psikologlarından Richard Weissbourd çocukların başkalarına olan davranışlarından çok kendi iyiliklerini düşünmeye meyilli olduklarını keşfetmiştir. Araştırmasına katılan çocukların yüzde 80’i ailelerinin –ve kendilerinin – en önemsediği şeyin başarıları ya da mutlulukları olduğunu söylemiştir. Yalnızca yüzde 20’si başkalarına iyi davranmanın birincil öncelikte olduğunu belirtmiştir.

Bu, çocuklarımızın insanları önemsemediği anlamına gelmiyor – önemsiyorlar – fakat iyi notlar ve kişisel mutluluk konusundaki baskı bunun önüne geçiyor. Bunlar da önemli konular ama ebeveynlerin çocukları için birincil öncelik olarak belirttikleri şeyler ile çocukların bu öncelikleri algılayışları arasında bir uçurum var.

Bütün anne babaların ellerinden gelenin en iyisini yaptığını göz önünde bulundursak da, çocukların zorbaca davranışlara meyletmesine sebep olan bir kaç risk faktörü vardır. Eğer aralarında tanıdık gelenler varsa moralinizi bozmayın, kendinizi güçlü hissedin çünkü hiçbir şey kalıcı değildir ve ‘sorunun’ ne olduğunu bildikten sonra her şey değiştirilebilir. Bu risk faktörleri şunlardır:

• Ebeveynlerin çocuğa yeterli sıcaklık ve ilgi göstermemesi. Çocukların ilgiye, sevgiye ve rehberliğe ihtiyacı vardır. Bunlar olmazsa hep zorlanacaklardır. İlgilerini açıkça gösteremeyen ebeveynlerin ilgisiz çocukları olacaktır.
• Aşırı serbest bir ebeveynlik anlayışı. Çocukların sınırları bilmesi gerekir; o sınırları bulana dek de şanslarını zorlayacaklardır. Sınırlar ne kadar geniş olursa, bulmak için o kadar zorlarlar.
• Otoriter, fiziksel ve duygusal cezalara (ayıplamak, sevgiden yoksun bırakmak) dayalı bir ebeveynlik anlayışı. Çocuklarını fiziksel tepkilerle, ayıplamayla veya sevgiden yoksun bırakarak (‘Bunu yaptığına inanamıyorum. Bana sakın yaklaşma’) kontrol etmeye çalışan ebeveynlerin çocukları, diğer çocukları benzer şekillerde kontrol etmeye çalışan çocuklar olacaktır.
• Çocuklara zorbalık yapan ağabeyler ya da ablalar. Sonuçta büyükleri yapabiliyorsa, onlar da yapabilir…
• Zorbalık yapan arkadaşlar. Hepimiz büyük bir oluşumun parçası olduğumuzu hissetmek isteriz ve çocuklar da farklı değildir. Onlar için bir gruba mensup olmak en önemli şey –Öğretmenlerinin ve ailelerinin onayından bile önemli – olabilir. Çocuklar gördükleri şeyleri örnek alırlar ve önemsedikleri insanlar tarafından kabul görmek için de ne gerekiyorsa yaparlar.

Neyse ki çocuklar aslında doğru olanı yapmak isterler. Gerçekten. Doğru şeyin ne olduğu ve ihtiyaçları karşılamanın en etkin yolu konusunda kafaları karışabilir ve eğer biri onlara yol göstermezse bu karışıklık onları yoldan çıkarabilir.

Zorbalık davranışından vazgeçmek her zaman mümkündür. Sevgi dolu, ilgili bir ebeveynin güçlü duruşu ve nazik rehberliği sayesinde zorbalık yapan çocuklar, her zaman dönüşme şansları olan o nazik, empati sahibi ve sosyal açıdan anlayışlı bireye dönüşebilirler.

İşte bunu yapmanın yolları:

1. Nezaketi öncelik haline getirin.
Çocuklara nezaketin önemli olduğunu söylemek yeterli değildir – en önemli şey olduğunu duymaları gerekir. Ailedeki herkesin birbirlerine olan tavırlarında yüksek standartlar tutturmasını sağlayın. Öfkeli, huysuz, stresli veya yorgun olabilirler ama birine saygısızlık etmek söz konusu bile olmamalıdır. Onlar da, siz de arada bir hata yapabilirsiniz – hiçbirimiz daimi birer nezaket timsali değiliz ama patladığınızda ya da birini terslediğinizde hemen özür dileyin ki, ne yapmaları gerektiğini, arada bir hata yaptığınızı kabul etmekte hiçbir sakınca olmadığını görebilsinler.

2. Onları diğer insanların ihtiyaçlarını gözetmeye teşvik edin.
Bir narsist yetiştirmek istemeyeceğinize göre – dünyada onlardan yeterince var – onlara kendilerine ve kendi ihtiyaçlarına odaklanmamayı, onun yerine diğerlerine ve onların ihtiyaçlarına odaklanmayı öğretin. Bazen bu ikisi birbirine ters düşecektir. Kendi ihtiyaçlarınızla ilgilenirken diğer insanların ihtiyaçlarına da saygı göstermeyi öğrenmek çok önemli bir beceridir. Onlara bunu öğretirseniz mutlu, sağlıklı ilişkiler kuran, güçlü bir öz-benlik anlayışına sahip insanlar yetiştirmiş olursunuz.

3. Minnet duygusunu teşvik edin.
Araştırmalar minnet duygusunu kullanan insanların çok daha yardımsever, cömert, şefkatli ve bağışlayıcı olduğunu göstermektedir. Çocuklarınızdan minnettar oldukları üç şeyi saymalarını isteyin. Sonra da onlara takdir ettiğiniz üç şeyi söyleyin – içlerinden en az birinin onlarla, yaptıkları nazik veya cömert bir hareketle ilgili olduğundan emin olun. Küçük şeyler de en az büyükler kadar önemlidir. Bunu bir uyku öncesi ya da akşam yemeği ritüeli haline getirin. Çocuklar onlarla ilgili gurur duyduğunuz şeyleri dinlemeye bayılırlar, o yüzden buna seve seve katılacaklardır.

4. Yakın oldukları insanlarla (veya hayvanlarla!) ilgilenecekleri fırsatlar yaratın.
Akşam yemeğini hazırlamaya, evcil hayvanı beslemeye, küçük kardeşe hikaye okumaya, öğle yemeklerini hazırlamaya yardım etmelerini rica edin. Ardından, gösterdikleri nezaketin kendilerine de döndüğünü hissetmeleri için ailenin diğer fertlerinin de onlara bakıp onlarla ilgilendiğinden emin olun.

5. Sonra çemberi genişletin.
Çocukların, kabilelerinin üyesi olarak açıkça belirlenmiş insanları –anne baba, kardeşler, arkadaşlar – önemsemeleri daha kolaydır ama o çemberin dışındaki insanlarla da ilgilenmeleri önem taşır. Yakınlarındaki insanları fark etmeleri, sonra da dışarı açılıp daha uzaktakileri fark etmeleri gerekir. Bu insanlığın bir parçası olduklarını fark etmelerini sağlar ve önemlidir. Farklı şehirlerde, ülkelerde ve kültürlerde olanları; farklı toplumsal meselelerle ilgili konuları konuşun. Karşı takımdaki çocukların bir yeri incindiğinde ilgilendiğinizi gösterin, sınıfa yeni gelen çocuğun nasıl olduğunu sorun ve sırf merhaba diyerek dahi olsa, o çocuğa kendini dışlanmamış hissettirmek için neler yapılabileceğini sorun. Arkadaş canlısı olduklarından; ister garson ya da otobüs şoförü, ister pastaneci ya da market çalışanı olsun, kendilerine yardım eden herkese minnet duyduklarından emin olun.

6. Hangi ihtiyacı karşılıyor?
Yaptığımız her şey, son derece etkisiz bir biçimde dahi olsa, bir ihtiyacı karşılamak içindir. Çocuğunuzun da hangi ihtiyacı karşıladığını anlamaya çalışın – mutlaka bir ihtiyacı vardır ve bu geçerli, önemli bir ihtiyaçtır. Karşıladığı ihtiyacı biraz da olsa anlaşılmadan davranışı anlamlı bir şekilde yeniden yönlendirilemez. İhtiyaçlar görmezden geldiğinizde ortadan kaybolmazlar – hatta daha da bastırırlar. İhtiyacı bulmak için ‘neden’ sorusundan ziyade ‘ne’ sorusunu sorun. Çocuğunuz yaptığı şeyi yaparak ne elde ediyor? İçinde ne yaşıyor? Ne oluyor? Ne işi görülüyor? Yaptığını yaptığında ne tür iyi duygular beliriyor, ne tür kötü duygular kayboluyor? Öç mü alıyor – çocuğunuzun davranışı nihayetinde iktidar duygusu mu veriyor? Evde güvensiz ya da güçsüz hissettiği için okulda bunu mu telafi etmeye çalışıyor? Evde büyük değişimler –yeni bir bebek, okul değiştirmek- yaşandığı için çocuğunuz işlerin biraz kontrolünden çıktığını düşünüp okuldaki insanları kontrol etme ihtiyacı mı duyuyor? ‘Hayatını farklı bir hale getirmek için değiştireceğin tek bir şey olsaydı ne olurdu?’ diye sorun. Ama bunun ciddi bir soru olduğunu belirtmeyi unutmayın, yoksa ‘çatıda uyumak eğlenceli olurdu’ gibi bir cevap alabilirsiniz.

7. Nezaket bir kas gibidir.
Nezaket bir kas gibidir. Kullanmazsanız kaybolur. Güçlerini nazik kullanmak çocuklarımıza öğretebileceğimiz en müthiş şeylerden biridir. Bu başkalarına nazik davranmak, başkalarından nezaket görmeyi beklemek ve kendine nazik davranmak demektir. Eğer bunu çözerlerse dünyaya, en azından paylarına düşen parçasına hükmetmek konusunda ilerlemeye başlamışlar demek olur.

8. İşın sırrı konuşmaktır.
Konuşmak her şeyi değiştirir. İnsanları, hayatları, yolları, her şeyi değiştirir. Üstelik illa büyük konuşmalar gerekmez – arabada, akşam yemeğini pişirirken, siz bahçede çamaşır asarken ve onlar da oyun oynarken yaptığınız tesadüfi konuşmalar da bir o kadar önemlidir. Haberlerde izlediğiniz ya da dinlediğiniz, insanların nazik veya düşüncesiz davrandığı olaylar üzerine konuşun. Diğer insanların nasıl nazik davrandığını, ya da tam tersi davranmadıklarını, konuşabilirsiniz. Düşünmelerini sağlayacak herhangi bir şey olur.

9. Açık olun. Bununla başa çıkabilirler.
Yaşadığınız herhangi bir ahlaki ikilem ve onunla nasıl baş ettiğiniz konusunda sohbet edin. Bu ikilemlerin uygun olduğundan emin olun ama sizinle birlikte bir çözüm düşünmeleri için teşvik edin. Zihinlerinin nasıl çalıştığına dair göreceğiniz her şey çok iyi olacaktır. Onlara sizin zihninize dair bir içgörü kazandırmanız da aynı şekilde iyi olur. Onlara işyerinizde birbirine kötü davranan ya da köyü şeyler söyleyen insanlardan; başkasının yaptığı bir şeyi kendine mal eden insanlardan bahsedin. Ne düşünüyorlar? Peki siz ne düşünüyorsunuz? Ne yapmalısınız?

10. Kendinizden bahsedin.
Kaba davranan insanlarla ilgili deneyimlerinizi anlatın. Kendinizi nasıl hissetmenize sebep olduklarını açıkça söyleyin. Ayrıca sizin de kabalık yaptığınız zamanları anlatıp bunu fark ettiğinizde ne yaptığınızı da anlatın. Kimse mükemmel değildir ve bunu bilmek insana büyük bir bilgelik ve özgürlük kazandırır. Eğer çocuklarınıza kendi hatalarınızdan, hata yaptığınızı nasıl anladığınızdan ve düzeltmek için neler yaptığınızdan bahsederseniz onlar müthiş bir armağan vermiş olursunuz.

11. Olmalarını istediğiniz insan olun.
Nezaket ve empati için bir rol modeli olun. Başkaları hakkında söylediğiniz şeylere, laf arasında söyleseniz bile dikkat edin. Çocuklar her şeyi anında kaparlar! Bağlam fark etmez – eğer kaba veya önyargılı davranırsanız onların da öyle davranmasına izin vermiş olursunuz.

12. Bir film izliyormuşsunuz gibi yapın.
Çocukları bir duruma sanki bir film izliyorlarmış gibi bakmaya çağırın. Ne görüyorlar? İnsanlar ne hissediyor?

13. Onlar olsa ne hissederlerdi?
Çocuğunuzla birlikte, biri onunla alay etse ne hissedeceğini keşfedin. Empati önemli bir sosyal beceridir ve ilişkilerin de anahtarıdır. Çocuğunuzun bunu kelimelere dökmesi diğer insanların kendisininkinden farklı duygulara sahip olabileceği gerçeğini tanımlamasına yardımcı olur.

14. Bir görsel kullanın.
İçi kolay çürüyen bir meyve alın. Elma, muz ya da armut gibi. Birkaç kez yere düşürün – içini çürütecek kadar sert olsun ama dışarıdan da belli olmasın. Sonra meyveyi açıp çürük kısımları ortaya çıkarın. Zorbalığın da insana aynı şeyi yaptığını açıklayın. Verdiğiniz hasarı dışarıdan göremediğinizi ama içeride kesinlikle bir hasar oluştuğunu söyleyin. Zorbalığın insanları depresyona soktuğunu (‘depresyon insanların çok üzüldüğü, normalde onları eğlendiren şeyleri yapsalar bile üzgün olmaya devam ettikleri bir durumdur’) ve bunun insanları çok incitebileceğini, bu yüzden kendilerinden ve hayatlarından nefret edebileceklerini açıklayın. Onlara, kimsenin bu şekilde bir değişim geçirmesinden sorumlu olmak istemeyeceklerini, çünkü böyle bir şey yapacak insanlar olmadıklarını söyleyin.

15. Duygularını ‘yakalayın’.
Duygularını yakalayıp avcunuzun içine alın; sağ salim bir şekilde, açık bir kalp ve açık bir görüşle nazikçe bakmaya hazır olun. Çocuğunuz öfkeliyse bunu görebildiğinizi gösterin ve onları duygularını değiştirmeden veya esas sorunu çözmeden orada tutun. Duyguyu tutun. ‘Öfkeli olduğunu görebiliyorum. Anlıyorum. İnsanların istediklerini yapmaması sinir bozucu olabiliyor, değil mi?’ Bu konuşma çocuğunuzun duygularını geçerli kılar ve duygusunu savunma ya da açıklama ihtiyacını ortadan kaldırır. Ayrıca sizinle duygularını paylaştığında anlayacağınızı da görmüş olur. Bu güçlü bir şeydir ve empatiyle şefkat açısından örnek olmak için mükemmel bir yöntemdir. Çocukların hissettikleri şeyin normal olduğunu bilmesi gerekir çünkü gerçekten de normaldir! Sorun olan duygu değildir, davranıştır. Duygularını savunmak ya da değiştirmek zorunda kalmadan kabul edebildiklerinde ya duygunun kaybolmasına izin verirler ya da dikkatlerini diğerlerinin ne hissettiğine yöneltirler. Bu da kendi içinde, sağlıklı bir davranışı teşvik eder. Duygular hissedilene dek kaybolmazlar.

16. Tutarlı ve ilgili olun.
Çocuğunuza ne kadar ilgili davranırsanız, o da duygularına ve farklı davranışları deneyimlemeye o kadar açık bakar.

17. Öfke asla bir başına var olmaz. Onu orada tutan duygu nedir?
Öfke, insanların daha zor duygulardan kaçınmak için tutunduğu duygudur. İnsanlar öfkeyi o diğer duyguları bastırmak için kullanır. En sık görülenleri kıskançlık, güvensizlik, korku, endişe, kafa karışıklığı ve kederdir. Çocuğun etrafında olup bitenlere bakın ve altında yatma ihtimali olan duyguları dile getirin ama eğer çocuğunuz o duyguya yanaşmıyorsa da üzerinde fazla durmayın. ‘Evde yeni bir bebek olması heyecan verici ama biraz korkutucu da olabilir. Evdeki yeni bebek yüzünden değişeceğinden korktuğun bir şey var mı?’ ‘Babanın artık burada yaşamıyor olması büyük bir değişiklik, anlıyorum. Bu seni üzüyor mu? Bir şeylerin değişeceğinden korkuyor musun?’ Bir çocuğa öfkesini güdüleyen şeyi bulmadan önce öfkelenmemesini söylemek, nefes almamasını söylemek gibidir. Hissettikleri şeyin kesinlikle normal olduğunu ama yaptıklarının doğru olmadığını, daha iyisini yapmak için birlikte çalışacağınızı bilmelerini sağlayın.

18. Onları fazla şişirmeyin.
İnsanlar eskiden zorba çocukların özgüvensiz çocuklar olduğunu düşünürdü ama günümüzde zorbalık yapan birçok çocuğun kendisine dair kibirli bir bakışı olduğu ortaya çıkmıştır. Anne babalar olarak çocuklarımızı kendilerine güvenli yetiştirmemiz söyleniyor ve biz de kesinlikle öyle yapıyoruz ama bunun şefkat ve nezaketle dengelenmesi gerekiyor. Odağı, başarıya ve diğerleriyle kıyaslamaya ağırlık veren özgüvenin üzerinden alıp; daha çok zarif ve onurlu davranmak, kendine ve diğerlerine nezaket göstermek anlamına gelen özsaygıya ve özduyarlığa çevirmek gerekir. Çocuğunuza iyi bir insan olduğunu, en iyi özelliklerinden birinin diğerlerine iyi davranmak olduğunu, harika olduğunu ama üstün olmadığını, diğer herkes gibi sınırları ve zorlukları olduğunu ama bunlarla da baş edecek kaynağı olduğunu öğretin.

Zorba bir çocuğunuzun olması utanılacak bir şey değildir, hem de hiç. Utanılacak şey, çocuğunuzun bir zorba olduğundan şüphelenip görmezden gelmektir. Bütün çocuklar yoldan çıktıklarında onları yeniden doğru yola sokacak kadar kendilerini seven birini hak ederler. Sevgi, ilgi ve rehberlikle en sert zorba bile harika birine dönüşebilir.

Kaynak: Hey Sigmund

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir